üdopara

25 Ekim 2010 Pazartesi

ÜTopik "AVUCUMDAKİ DÜNYA"




Ökçesine basıyorum artık düşüncelerimin. Hayallerimi kollarım içeride kalacak şekilde omzuma attım, elimde üç-beş umut, çevirip duruyorum. Su gibi akan zamanı göğüsümdeki kılları yolarcasına çekiştiriyorum. Ha biraz acıyor ama hoşuma da gitmiyor değil.

Avucumu açıyorum, dünyam yok oluyor, sonra diğer elimden yardım alıyorum ve birlikte bir dünya yaratıyoruz. Ele bakıyorum siyah, ben beyazım. Ama dünya yaratmışız. Okyanusları, kıtaları, bölgeleri, gidilecek yerleri, gidilemeyecek yerleri, hayatın aktığı yerleri, hayatın yinede akmaya çalıştığı yerleri... Ortağım olan elle yarattım bütün bunları. Coğrafya kitaplarında anlatılmaya çalışan ama bir türlü hakettiği ilgiyi göremeyen dünya modeline benzemiyor. İnadına üstüne basılmış bir şekli de yok. Yardım elini uzatan elin siyahlığından, ülkelere güneş de doğmuyor. Ama iklimi de ona göre ayarlanmış. Güneşe ihtiyacı olmadan oksijen üretiliyor. Ağaçların rengi fosfor gibi parlak, güneşe ihtiyaç bile yok. Zaten bu dünyada seyahat için vizeye ya da paraya da gerek yok. Yerini beğenmeyen ağaç, güneş şehrine taşınabiliyor. Diğer canlılar, mikroorganizmalar vs. kurmuş düzenini.

Oluşturduğum dünyanın ekvatorundayım. Büyük, dev gibi bir şelalenin tam ortasında, suların düştüğü yerin arkasındayım. Ben suları görüyorum, sular beni göremiyor. İlginç değil mi? Hem düşen suların yarısı (ekvatorun kuzeyinde kalan) sağa doğru, diğer yarısı (ekvatorun güneyi) sola doğru akıyor. Hemen önümde bir havuzum da var. Gidecek yeri olmayan sular için oluşturduğum.

Avuçlarımı açıyorum, dünyam kayboluyor, renk normale dönüyor. Bense boşluğa...

1 yorum:

  1. Gidecek yeri olmayan sular için oluşturduğun havuza at dostları, bir ömür kulaç atsınlar orada :)

    YanıtlaSil