üdopara

23 Şubat 2011 Çarşamba

Mezuniyet - İş Arasında "KUKLâNLAT"

Mezun olduğumdan itibaren 9 ay 2 gün geçti. Bekleyişle ve beklentiyle geçen günler...

Zaman, pencereden bakılan tren gibiydi.  Eskiyip, yıllanmış trene... Ahşap pencerenin kırılmaz zincirlerine hapsolmuş insanın, onu özgürlüğe taşıyacak trenine bakması gibi... Trenin toz kaldırmayacağını bile bile ortamı tozla kaplatıp, özgürlüğü bu şekilde hayal eder gibi...

Hayat her insana zordur ama çaresizliğini düşünen insana olduğu kadar değildir. İşte geçen zaman bana bu konudaki (işe girme konusunda) çaresizliğimi hatırlatıp, yüzüme vuruyor. Bazen küçük umutlar, umutsuzluğumdaki yıkılmaz sandığım taşları sarsıyor. Umutlanıyorum... İşte yine onlardan bir kaçını yaşadım geçirdiğim birkaç ayda.

Her şey kötü gitmeye başlamıştı. İşsizdim. Gelirim, dolayısıyla kendime ait harcamalarım yoktu. Abimin yanında kalıyordum ve günlük aktivitelerim: uyanmak, kahvaltı yapmak, internete girmek, AB projeleri araştırmak, travian oynamak, pes oynamak, facebook'ta takılmak, abimin eve gelmesine 2 saat kala yemek yapmaya başlamak, yemek yapmak, yemek yemek, meyve yemek ve film izlemek...

Ne kadar bu şekilde yaşadığımı hatırlamıyorum ama iki haftada bir kendimi tazelemek için kaçamaklar yapıyor, arayışlar içine giriyordum. Geçen zaman umudumu tüketmek adına düşüncelerimle yarışa girdiği sıralarda, İspanya dönüşü yazmaya karar verdiğim ve zorlu aşamalar sonucunda 1 Kasım'da teslim ettiğim projem, kabul edildi... İlk çocuğum doğmuş gibi hissettim. Planlar... Planlar tekrar revize edilmeliydi. Proje başlangıç tarihi: 1 Şubat olarak belirlenmişti...

Abimin yanında yaşıyordum. Sürekli, her konuda tartışmalar yaşıyorduk.  Bir süre konuşmadık. Bu sürede, bir konuşmamızda abim bütün savunduğum değerlere (mühendisliğime, yaptığım projelere, Mühendisler Odası'na yaptığım ziyaretlere...) saldırdı. Sözleri o kadar iğneleyiciydi ki, yaşadığım hayata lanet ettim. Bir yanlışlık vardı. Ya bana avantaj olarak görünen durumlarım, gerçekten avantaj olduklarını göstermeli ya da hayatımı sürdürecek kadar para ile yaşamıma şekil vermeli, diğer şeyleri boş vermeliydim... O gece çok ağladım. Bir karar vermeliydim. Sonrasında plan yapmalıydım. Birçok kararıma zemin hazırlayacağını tahmin edemezdim.

Abimin yanından ayrıldım. Ceren ile yaşamaya başladık. Hayatımda geçirdiğim en kötü 1 haftaydı. İnsanın bütün kötü özelliklerinin bir insanda toplandığına daha önce tanık olmamıştım....

Abimin evinden ayrıldıktan sonra iş arayışlarım hızlandı. Garsonluk, komilik, taşımacılık... ne iş olursa yapmaya niyetliydim. Aynı zamanda odaya ziyaretlerim de gerçekleşmeye devam ediyordu. Hayata döndüren umutların ikincisi ise burada meydana çıktı. Hüseyin Abi Oda'ya çağırdı beni. Yaklaşık bir saat muhabbetten sonra ancak çağırma nedenini açıkladı. Oda'ya yardımcı arıyorlarmış, ben de iş aradığımı söylemiştim. Durumu değerlendirmişler ve benim cevabımı bekliyorlardı. O anki mutluluğumu şöyle tarif edebilirim sanırım; (aslında aklıma bir çok anlatma yönetemi geliyor ama...) uzun süredir açsınızdır, yiyecekler vardır fakat siz onlara dokunamazsınız, tam açlıktan öleceğiniz zaman size birisi lokantada çalışma teklifi sunar... İşte benim durumum da buydu. Düşüncelerime, yapacaklarıma uyan en uygun yerdi burası, çalışmak adına. Hemen öbür gün kabul ettim çalışmayı... İnanması güç ama çalışıyorum hala ve gayet mutluyum. Hem tecrübe kazanıyorum mesleki hayatımın siyasi tarafı açısından, hem de hayatımı istediğim şekilde geçirmek adına maddi özgürlüğümü sağlıyorum...

İşe girdikten sonra planlarımı hayata geçirmek daha da kolaylaştı. Şubat 1'e de bir proje yazma fırsatımız oldu. Eylem 1.2 Proje Hazırlık Toplantısı'nda ise bir çok değerli insanla tanıştım. Düşüncelerim özgür kalmaya devam ediyorlardı...

Şu sıralar KUKLâNLAT projesinin hazırlık aşamaları tüm hızıyla devam ediyor. Nihayet SHÇEK'de kalan birkaç kişinin hayatını değiştirebileceğim. Onlar için farklılık yapabileceğim. Mevcut sistemin içinde kaybolup, robotlaşmalarını engelleme adına ilk adımı atmış olacağım... Devamı gelecek mi? Bilmiyorum... Hoş proje hayata geçemeden bile, insanların alışılmışlıkları tekrarlama alışkanlığından dolayı sorunlar yaşamaya başladım. Hayal gücüne dayalı projede, gerçeğe indirgeme konusunda en az kayıp vermeliyiz. Yoksa diğerlerinin yaptıklarından tek farkı hedef kitlenin farklı olması olacak. Öteye gidemeyeceğiz...


SHÇEK bana iş sınavı göndermeme konusunda kararlı sanırım... MKE ile görüştüm. Sanırım orası benim için yalan oldu. Şu sıralar bireysel girişimlerle T.C.D.D konusu gündeme geliyor. Eğer o da olmazsa, sanırım bana askerlik yolu görünecek...Sonrasında özel sektörde hayatıma devam etmeye çalışacağım.




Atlamak istemediğim bir konu daha var. Bir umut, bir sıcaklık, bir her şey... Şerife ile sevgili olup, sevgilerimizi paylaşmaya karar verdik.  Şu zamana kadar verdiğim en güzel kararlardan birisiydi... Bu şekilde süremesini dilemekten başka ekleyeceğim bir şey yok :)





Mücadele... Mücadele ile geçen hayatımda bir an olsun soluk alıp, dinlenme fırsatı bulamadan, göçüp gideceğim sanırım. 

Bu gün bir deli gördüm, sonra bir tane daha... İkisi de sesli sesli kendi ile tartışıyorlardı. Birisi mutluydu, diğeri ise biraz gergin... Birisi kendi ile mutabakata varmıştı sanırım, diğeri ise henüz kritik etme olayını tamamlamamış gibiydi. Normal insanlar gördüm... Onların yüzlerinde de iki delinin yüzlerinde görülen ifadelere benzer ifadeler vardı. Kimisi kendiyle çatışmadaydı, kimisi ile kendi ile olan sorununu geçici olarak çözmüştü. Aralarındaki tek fark ses... Biri sesli düşünüyordu, diğeri içinden... Normal insanlar özgür değildi, deliler özgürlüğünü gizleme gereksinimi duymuyorlardı... Mutlu oldum, ama sessiz gülümsedim... Normal gibi davranmalıydım... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder