üdopara

21 Nisan 2011 Perşembe

ÜTopik " TABUlar"

Hep yazmayı istediğim, konuşmalarımın üzerine etkisini çokça düşündüğüm bir konuya açıklık getireceğim, “TABU’’lar…
 İnsanlık tarihi ne zaman başladı?
İslami inanca göre Hz. Adem’in çamurdan yaratılmasıyla. Daha sonra sol kaburga kemiğinden Hz. Havva’nın yaratılmasıyla… Sonra insanın yaşamsal görevi olan üremenin sürekliliğiyle bu hale, bu çağa gelindi.
Darwin ise farklı bir teori ile açıkladı başlangıcı ve  proteinli suya çeşitli dış etkenlerin dahil edilmesiyle ilk canlının oluştuğunu söyledi. Sonra onlar sürekli bir evrimle en son insan ırkına dönüştüler.
 Peki insanlar dünyaya geldi de ne oldu?
 Yaşamın amacının ne olması gerektiği düşünüldü. İlk canlılar nesillerini devam ettirmek için beslenme ve üreme temeline dayalı yaşam tarzı oluşturdular. Ekonomik veya kültürel gelişim onlar için bir anlam ifade etmiyordu. Hayvanlar gibi yaşıyorlardı. Çünkü yaşam tarzlarını etkileyecek yalnızca hayvanlar vardı gözlerinin önlerinde, ister istemez etkileneceklerdi!...
İhtiyaçlar beyinlerini kullanmalarını tetikledi. Bir şeyler oluşageldi ve  sonra bu çağa kadar olan teknolojik, sosyal ve kültürel gelişimler yaşandı.
İlk insanlar çeşitli yönlendirmelerle (Tanrı, ihtiyaçlar, hayvanlar vs.) hayatlarını yorumlayıp gelecek nesillere ‘nasihat’ ettiler. Sözlü edebiyat aslında TABUların çimentosuydu. Söylem ile birçok sözsel dönüşüm gerçekleştiği için insanlar bunu yazmaya karar verdiler. Bu sayede daha fazla kuşağa bu tabuları aktarabileceklerdi. Aktardılar da…
 Peki, insanların TABUları oluştururken yaşam koşulları nelerdi?
 Bu sorunun cevabı her nesil, her çağ, her yıl, her ay, her dakika için farklıdır. Bu kadar farklılığın gerektirdikleri de farklıdır. O zaman neden TABU diye bir şey var? İhtiyaçları, inançları, yaşam koşulları, bilgileri gereği farklı söylemleri olan insanlar gelecek nesillere neden bunları TABUlaştırıp anlatıyorlar? Yorumsuz tarih olmayacağının bilincindeyiz ama genel geçer kanıların, yıkılmaz tabuların, tabuları oluşturan insanların yaşam koşullarının çerçevesini kıramayacağının farkında değil miyiz? 
İnsanlar Başkalarını Kendi Duvarlarına Taşırlar

Özgür doğduğunu sandığımız ve gerçekten özgür doğan bir bebeğin özgürlüğünü, her tabu prangasıyla kısıtlarken, o nasıl gerçekten özgür bir hayata adım atacak. Adımlar geri götürürken nasıl ileri koşacak?
Ve yorum… İnsanlar hemen hemen her şeyi yorumlar. Duydukları ile idrak ettikleri arasında farklar vardır. Bu farkları ancak olasılığın karmaşasını bilenler fark edebilir. 3 farklı oluşma olasılığı olan durum 6 farklı sonuç verir. Her insan binlerce olasılığı yanında taşır ve diğer insanın binlerce olasılığıyla çakışarak oluşacak durumu meydana getirir. Baskın durumların etkisi olasılığın tahmin edilebilirliğini arttırsa da, asla kesin bir sonuca varılamaz… İşte bu karmaşık düzende insanların yorumlarına güvenmenin ne kadar mantıklı olduğu bir diğer sorunsaldır. Hele de bu insanlar bu yorumlarını kitaplaştırarak TABUlaştırdıklarında, orada yazılanları kırmaya yazan insanın bile gücü yetmez olur (kraldan çok  kralcı mantalitesiyle).
Sonuç olarak insanların yaşamlarını toplum etkiliyor. Toplumlar arası geçiş yapanlar, farklı kültürde yaşamaya başlayanlar o kültüre yavaş yavaş alıştığını fark eder ama aynı zamanda da kendinden bir şeyler de katmayı ihmal etmez. Toplum insanların özgürlüğünü elinden alır. İnsanların özgür olması ancak düşüncelerinin özgür olması ile sağlanabilir. Ama düşüncelerinin gelişmeye başladıktan itibaren değişmeye / değiştirilmeye başlandığı göz önüne alınırsa, insanlar özgür değildir.
Öğretilmiş çaresizlik mantalitesiyle hareket ederek, risk almıyoruz. Bunu bilinçsiz yapıyoruz. Risk alınarak atılacak bir adım sonucunda seçeneklerin aslında çok fazla olduğunu görebiliriz. Bulunduğumuz durumu geride bıraktığımızda bambaşka olduğumuzu ve olmak istediğimiz durumların bir anda önümüze serildiğini görebiliriz. İlk değişim, ilk çocuğu doğurmaya benzer. Zordur. Sancılıdır. Alışılmışın dışıdır. Dayanılmazdır. Eskiye ilgiyi arttırır… Ama bir kez değiştirdiğinde, istediğin duruma gelene kadar değişimi kucaklayabilirsin… TABUları yıkıp, kendin olabilirsin… En büyük sorunun ne olduğunu bulmak olmalıdır… Kimiz biz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder