üdopara

25 Haziran 2011 Cumartesi

Mezuniyet - İş Arasında " BİR SENE geçTİ..."

Zaman bütün durağanlığa inat akmaya devam ediyor…

Mezuniyetimden bu yana tam ‘bir sene’ geçti. Bir sene…

Mezun olurken kafamdaki düşünceleri hayal meyal hatırlıyorum. Kep törenindeydim, cübbeyi giymek sanki bir ödül gibiydi. Senelerin bana verdiği geniş kapsamlı ilk ödül. Benden alınanlara karşı kazandığım zafer nişanesiydi…

Mezun olduktan sonraki hayatımı düşlüyordum. Büyüklerimizin tabiriyle ‘ koskoca möhendis’ olacaktım. Ne yapacaktım peki? Plan neydi?

Şunu rahatlıkla söylemeliyim ki mezuniyet sonrasında yaşadığım hiçbir şey planlanarak yapılmadı. Hep bir ay, bir hafta, bir gün öncesinden karar verildi ve hayata geçirildi. Ama bu yaşanılanların hepsi kötü değildi, hatta bir çoğu inanılmayacak derecede iyiydi…



Herkes mezun olduktan sonra neler yaşadığımı merak ediyor ve soruyorlar ara sıra. Ne mi yaşadım?

Önce kafama tatile gitme planını koymuştum. Tren turu olacaktı. Mezun olur olmaz tren turuna çıktık iki arkadaşımla. Önce Eskişehir, sonra İzmir, sonra Balıkesir, daha sonra ise Bandırma-Erdek… Çok güzel bir hafta geçirdiğimi söyleyebilirim. Çok sevdiğim insanlarla birlikteydim ve mutluydum.

Dönünce başka bir gezi planının içinde buldum kendimi. Abim, ablam ve ben Ankara’dan yola çıktık, Tokat, Samsun, Sinop’a uğradıktan sonra Kastamonu, Bartın, Karabük ve sonra tekrar Ankara’ya dönüş yaptık. Arabayla sürekli yolculuk ve yüzme ile geçen bu tatil de hayatımda unutulmazlar arasında yerini aldı. Ayrıca başka bir özelliği de abim, ablam ve benim birlikte yaptığımız ilk tatil olması.

Ankara’ya döndükten sonra her şey birden sönükleşmeye başladı. Kendimi inanılmaz bir boşluğun içinde ve yalnız hissetmeye başladım. Zaman akıp giderken SHÇEK’ten gelecek iş sınavını dört gözle bekliyordum. İş sınavının gelmesi ise geciktikte gecikti…

Neyse boş durmak bana göre değil diye düşündüm. Başladım Ulusal Ajans’ın sitesini incelemeye. Bir baktım bir sürü proje var orada. Başladım hepsine başvuru yapmaya. Bu arada yurt dışına gitmeyi kafama koydum. Bir şekilde kaçıp gidecektim. Kaç tane projeye başvurdum hatırlamıyorum. Ama bir tanesi kabul edildi ve İspanya yolları bana göründü :)

İspanya’dan döndüğümde yine aynı sıkıcı, işe yaramaz hayatıma dönmek beni üzdü. Bir şeyler yapmam gerekiyordu.  Ayrıca proje yazmayı da çok istiyordum. Ulusal Ajans’a İspanya ile ilgili dökümanları vermeye gittiğimde proje yazmak istediğimi ve hedef kitlemin de  Yetiştirme Yurdu’nda kalan gençler olmasını istediğimi söyledim. Oradan Yıldırım Abi’ye yönlendirildim. Yıldırım Abi ile yaptığımız uzun sohbetlerden sonra KUKLaNLAT projesini yazabildim. Kabul edildi… İnanılmaz bir duyguydu bu, ilk çocuğunun doğması gibi…

Bu arada kötü bir iş tecrübesi de geçirdim. Antares Sanat Merkezi’ne projeyi yazarken kukla eğitmeniyle görüşmek için gitmiştim. Sonra işe almayı önerdi beni. Bende kabul ettim. İlk ve en acı veren hatam bu oldu mezuniyetten sonra. Neyse hafif sıyrıklarla atlattık durumu... :)

Zaman akıp gidiyordu… İş sınavını beklerken ben, hayat yaşanılası zamanlarını benden çalıyor, beni beklemenin umutlu acılarının kollarına bırakıyordu…

Projenin hayata geçirilmesine aylar vardı. Ben abimin yanında yaşamaktan vazgeçip başka arkadaşlarla yaşamaya başladım. Kötü tecrübelerim olmadı değil. Ama şu an bulunduğum evdeki arkadaşlık için değerdi o yaşanılanlar.

Ulusal Ajans ile ilişkilerimi koparmadan yoluma devam ediyordum. Eylem 1.2 kabul edilenler toplantısı, TCP ve Youthpass eğitimlerine katıldım. Hepsi de güzel ve yararlı günler geçirmemi sağladı.

Hayatımı devam ettirmek için para kazanmam gerekiyordu. İş arayışlarımı sıklaştırdım. Ankara’dan ayrılamıyordum çünkü proje Ankara’da hayata geçirilecekti. İş bulamıyordum çünkü askerlik sorunu vardı, askere gidemiyordum çünkü proje sorumlusuydum… Bu kısır döngü içinde kaç günlerimi düşünerek harcadığımı hatırlamıyorum. Plan yapmaya çalışıyordum ama beynimdeki kısırlıktan kurtulamıyordum… İşte böyle bir dönemde, hayatımda unutamayacağım bir olay gerçekleşti. Metalurji Mühendisleri Odası’na arada zaman geçirmek için gidiyordum. Bir gün Hüseyin Abi’ye ‘ çalışmam lazım abi, lokantada bile çalışırım, eğer bağlantın varsa yardım eder misin?’ diye sordum. O da Metalurji Müh. Odası’nda çalışmamı önerdi. Onlar da zaten eleman arıyorlarmış. Çok duygulandım. Neredeyse ağlayacaktım. Bu kadar iyi bir iş beklemiyordum.Hem mesleğimle ilgili olacak hem de para kazanıp hayatıma devam edebilecektim. Bu bana hayatımda yapılan büyük ve etkili iyiliklerden birisi oldu. Şu an hala Metalurji Mühendisleri Odası’nda çalışıyorum ve hala ilk günkü kadar mutluyum :)

Ah iş sınavı, ah hakkım olan ama hakkımı almama bir türlü imkan vermeyen iş sınavı…

Hayatımda çok önemli yeri olan insanlarla çıkmamam gerekiyormuş. Acı bir tecrübeyle onu da sabitledim. Aylarca internet üzerinden haberleştiğim, çok uzun ve güzel sohbetler yaşadığım ........... ile sevgili olmaya, aşklarımızı birleştirmeye karar verdik. Güzel, hatta çok güzel zamanlar geçirdik. Kısa görüşmelerimizde, sonsuzluğun boşluğundaymışız gibi hissettik. Dakikaların hızlı akmasına küfürler ettik… Sonra ayrıldık. Kısır döngü ve alınması en zor kararı aldık, ayrıldık… Ama bir insan olarak içimdeki değeri hiçbir şekilde azalmadı. Sevgimi bastırdım, sıkıştırdım ve içime attım ama o hep değerli kalacak bende… Daha iyisini hak etmesine rağmen ancak bunu verebileceğim ona…

Proje şubat ayının ilk ışıklarında başladı. Tecrübesizlik, iyi organize olamama, zamanlama hataları, bütçenin etkin kullanılmaması zaman zaman zorlasa da beni, gençlerin kuklalarını yapıp oynattıklarındaki heyecanları ve mutlulukları hepsinin unutulmasına neden oldu. Alman ortakların gelmesi ile daha da hareketlenen proje sonunda mayıs ayını hazirana bağlayan gece yarısı sona erdi. -Emeği geçenlere teşekkür etmezsem ayıp olur :)-

Bir sene böyle geçti ve hala iş sınavı hakkında somut adımlar atılmış değil…

Ve ben kafamdaki planları netleştirdim. 28 Haziran’a kadar iş sınavından olumlu bir haber alınamazsa, askerlik tecilimi bozduracağım. Ağustos’un 12’sinde de askere gideceğim. Kısa dönem düşünüyordum ama artık uzun dönem için de zorlaya bilirim.

Temmuzun sonuna doğru çok güzel bir gezi planı yaptım. Askere gitmem kesinleştiği taktirde bu planımı hayata geçireceğim…

Umutsuzluk denizinde yüzmüyorum artık, gökyüzünden umut topluyorum, saklımda tutuyorum… Gelecek günlere, geçirilecek hayata inat, umutlarımı taze ve canlı tutuyorum… Yaşıyorum… Nasıl eserse…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder