üdopara

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Mezuniyet - İş Arasında "EYLÜL'Ü BEKLEMEK"

Hayat kendimize söylediğimiz yalanlardan ibaret mi?

Nasıl bir hayat yaşadığımızı sürekli kendimize tekrar ederek, yaşayarak inanamadığımız 'şey'leri kendimize söyleyerek inandırmaya çalışmak mıdır?

Uzun zamandır ilk defa kendimi bu kadar yalnız hisseder oldum. Ama Nietzsche'nin de hissettiği gibi bir yalnızlıktan bahsediyorum. İşte bu noktada etrafımda bir sürü insan var neden ben yalnız olduğumu hissediyorum sorunsalını soruyorum kendime. Bir yalanımı yakalıyorum apansız; etrafımdaki insanlar... Ne kadar acıdır ki etrafımda bir sürü insan olduğunu düşünüp huzurlu bir kaç dakika geçiriyorum, sonrası tekrar karanlık.

Ne kötü bir şeymiş yalnızlık. Bir lokantaya gidiyorsun, masalar en az iki kişilik, sinemada kampanyalar iki kişiye hitap ediyor, sohbet etmek en az iki kişiyle gerçekleştiriliyor, seyahat etmek, bir yerleri gezmek en az iki kişiyle yapıldığında eğlenceli oluyor, tatile gitmek ve kafa dağıtmak için mutlaka yanında birisinin olmasına ihtiyaç duyuyorsun, yalnız uyumak istemeyen bedenin çaresizliğini düşünerek uykusuna dalıyor...

Bu noktada kişiliğime indirdiğim 'neşterler' bütün gerçekleri ortaya çıkartıyor. Hemen arkasından bu yarayı kapatmak için kendi kendime söylediğim yalanlar devreye giriyor ve kendimi görmeye fazla dayanamıyorum...

İnsanların çoğunun hedef olarak önlerine koyduğu şeyler bende anlamsızlaşıyor. Evlenip yuva kurmak saçma geliyor, siyasete atılmak ve asla düzelmeyecek bir sistemin dişlisi haline gelmek istemiyorum, kariyer yapıp yükselmek, daha fazla para kazanmak ve bu paraları ev-araba almak için harcamak istemiyorum. Aslında tek istediğim daha fazla dil öğrenmek ve sürekli bir yerden başka bir yere yolculuk yapmak. Bunun için ne param ne de cesaretim var. Hoş, Ankara'da geçirdiğim zamanlar cesaretimden, sandığımdan çok daha, fazlasını götürdü. Bu hedefler, bu idealler, bu yaşam tarzını benimsemeden, insanlar nasıl hayatlarına devam eder, ben hayatıma nasıl devam edeceğim?!

Eskiden uzun sohbetlerim olurdu. Çok uzun değillerdi ama uzundular. Tecrübelerimi insanlara aktarmak için, belki de onları zor bir hayat yaşayıp, bu mücadeleden başarılı olarak sıyrıldığımı göstermek için. Onları etkilemek isterdim. Sonraları bu hevesimin kaçtığını fark ettim. Aslında galibiyet denilen şey yalnızlıkmış. İki tane birincinin çıkması çok zordur bir mücadelede. Birinci aslında yalnızdır kendi içinde... Yalnız... 

Eylül'ü bekliyorum. Değişimlerin ayını... Güzel haberlere gebe, bu ayı bekliyorum... Güzel şeyler olacak gibi, güzel ama neye göre güzel?!

Bir sabah kapımın çalınmasını ve beni bekleyen uçan araca binip çok uzaklara gitmeyi bekliyorum. Gerçek veya mecazi... Gitmek... Hiç durmadan seyahat etmek ve gitmek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder