üdopara

16 Şubat 2012 Perşembe

Sosyal Sorumluluk "aktiF-İz GENÇLİK TOPLULUĞU VE STK YÖNETİMİ"



Gönüllülük… Bu kelime ile ilk kez üniversite 3. sınıfın başlarında tanıştım. Hikayesi çok ilginçtir. Bir gün Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği (KYÖD)’ne burs başvurusunda bulunmak için gitmiştim. Başvuru sırasında Genç KYÖD’ün o zamanki başkanı Fahrettin’de oradaydı. Bana ilk sorusu “ Herhangi bir STK’ya üye misin?” oldu. Ön yargılarım vardı STK’lara karşı. Çalışma sistemleri benim düşüncelerimi hayata geçirmeye yetmiyordu. Fahrettin ile konuşmamız uzayıp gitti. Konuştukça daha fazla heyecanlanmaya ve isteklenmeye başlamıştım. Beni ilk toplantılarına davet etti ve bende katıldım. Denemeden bilemezdim onlarla çalışmanın nasıl bir duygu olduğunu… İlk toplantı benim gönüllülük serüvenimin başlangıcıydı/miladıydı diyebilirim. Daha sonrasında 2 sene boyunca Genç KYÖD’de aktif olmaya ve sosyal sorumluluğumu yerine getirmeye çalıştım.

Gönüllülük nedir peki? Bu sorunun cevabı her bireyde farklılık gösterebilir. Bence ‘gönüllülük’ şu şekilde açıklanabilir: Kişi ya da kurum zorlaması olmaksızın, sadece insan olmanın gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmek adına zaman harcamak ve harcanılan zamanın maddi veya manevi karşılığını beklememektir. Gönüllülük aslında sorumluluk alabilme yeteneğidir. Risktir. Ciddiye almak ve sonuçlarını gözlemlemektir. “Sonradan kazanılacak bir şey değildir, ya doğuştan içinde vardır, fark eder ve hayata geçirirsin ya da yapabileceğin çok fazla şey yoktur”…

Gönüllülük çalışmaları ciddi bir emek, zaman ve bilgiye ihtiyaç duyar. Sorumluluğunu üstlendiğin durumun bir bölümünü gerçekleştirdikten sonra diğer kısmını gerçekleştirmesem de olur diyemezsin. Sonuç alana kadar devam etmelisindir. Sonuç olumlu ya da olumsuz olabilir. Sonuçlar yeni ihtiyaçları, yeni ihtiyaçlar ise yeni çalışmaları – gönüllülük faaliyetlerini- gerektirir…

Gönüllülük çalışmalarında miladımı oluşturan günden itibaren birçok çalışmada yer aldım. 2 farklı ülke gördüm, yüzlerce farklı ülkeden insanlarla tanıştım. Birçok konuda kafa yordum, çok azını hayata geçirme fırsatım oldu. Bu yolculuğumda en önemli şeyin ekip ve ekip çalışması olduğunu anlamam ise KUKLaNLAT projesi sırasında olmuştur. Birlikte çalışmadan, birlikte üretmeden ve birlikte hareket etmeden çok faydalı olunamayacağını öğrendim.

Ankara’da birlikte çalışıp, beyin fırınında pişirdiğim düşüncelerimi hayata sunmak adına bir STK aradım. Arama kriterlerim şunlardı: Yönetim Kurulu üyelerden üstün olmasın, kendini üstün hissetmesin. Yeni üyelerin düşünceleri eski üyelerin düşünceleri kadar değerli ve önemli olsun. Maddi çıkar kaygısı olmasın, gönüllülük ile yoluna devam etsin. Düzenli toplantılar olsun. Düşüncelerini hayata geçirmekte sıkıntıları olmasın. Siyasi görüşü savunması ya da herhangi bir siyasi oluşumun gençlik kolu olmasın vs…

Yaklaşık bir senelik bir arayıştan sonra aradığım kriterlere uygun bir STK’nın olmadığını fark ettim. Boş durmak ve bir şeyler üretmemek bana göre değildi. Hayal edebiliyordum, dolayısıyla hayal ettiğim şeyleri hayata geçirebilirdim. Önümdeki tek engel STK ise kendi STK’mın temellerini atmalı, kendi ekibimi kurup kendi faaliyetlerimizi hayata geçirmeliydim.

Bir STK kurma düşüncesi kafamda dolaşa dursun, Kasım 2011 proje başvuru dönemine çok az bir süre kalmıştı. Güzel olduğunu düşündüğüm bir proje vardı aklımda. Yazılabilir ve uygulanabilir bir projeydi. Ama ekip, ekip olmadan projenin bir anlamı yoktu ki…

Proje fikrini insanlara anlattığımda aldığım tepkiler projemi yazmam konusunda beni motive ediyordu. Sonra karar verdim, bu projeyi yazacaktım. Proje yazımı sırasında en büyük desteği Eda’dan aldım. Zorlu bir proje yazma döneminden sonra projeyi sunduk (evet o proje Sen Gelecekteki Bensin Projesiydi ve evet o kabul edilen projemizdi).

Benim için artık  aktiF-İz Gençlik Topluluğu serüveni başlıyordu. Projenin sunulmasından sonra topluluğun hayata aktif olarak çalışması konusunda birkaç girişimlerimiz oldu.
Bir STK’yı aktif hale getirmek istiyorduk ama STK’nın faaliyetlerini planlaması için toplantı salonuna ihtiyacı vardı. Materyallere, ekibe ihtiyacı vardı. En önemlisi de planlanan projelerin hayata geçirilmesi adına maddi desteğe ihtiyacı vardı. Ne yazık ki bunların bir çoğunu karşılayacak gücüm yoktu. Ama isteğim vardı, çalışma ve aktif olma isteğim…

Önce ilk toplantımızı Cafe’m diye bir kafede gerçekleştirdik. Su gibi akıp giden 5 saat bize yetmemişti. Ama bir kıvılcım almıştım, bir umut yerleşmişti içime, hayal ortaklarının birbir hayallerine dokunması vardı orada… İkinci toplantıda Guitar Hero için ayarlanmış bir odayı kullandık. Katılımla orantılı olarak isteklerin ve iştahların da arttığını fark edebiliyordum. Toplantı toplantıyı, eğitim eğitimi kovaladı ve kısa zamanda çok fazla yol almıştık. Artık  aktiF-İz Gençlik Topluluğuna olan güvenim tamdı. Bu ekip aradığım ekipti. Bu insanlar çalışmayı istediğim, özverili, güzel insanlardı… Vizyon ve Misyonun İngilizce ve Almancaya çevirtilmesi ile aktiF-İz Gençlik Topluluğu artık diğer insanlara sunulabilirdi. Kurulumda yer alan arkadaşlar Eda Ceren Erel, Dilek Gümüştaş, Yavuz Sultan Selim Kavrık, Zeynep Savaş, Emre Bağbaşı, Burçin Tek ve ben artık kurucu aktiF-İst olabilmiştik. 

Kabul edilen bir projesi ve yeni katılımlarla yavaş yavaş fakat kararlı bir şekilde büyüyen yapısıyla  aktiF-İz Gençlik Topluluğu hayatımın merkezine oturmuş durumda. Şimdi ise aklımdaki tek düşünce topluluğumuzun kalitesini nasıl arttırabiliriz. Bu konuyu STK yönetimi konusunda tecrübesi olan ve gönüllülük çalışmalarıma devam etmem konusunda beni motive eden Fahrettin’e ilettim. Yoğun bir temposu olmasına rağmen zaman ayırıp güzel bir cevap yazdı. Gönderdiği yazıda kurulum aşamasında olan veya köklü çalışmalarda bulunan STK’ların yönetimine yönelik kritik bilgiler yer alıyordu. Bundan sonraki satırlarımda Fahrettin’in yazısından alıntılar yaparak STK’ların yönetimi konusunda kritik bilgileri aktarmaya çalışacağım.

Bir STK’da gönüllülük ön planda olmalıdır. Ekipte yer alan kişilerin gönüllülük kavramının önemini anlaması gerekir. Gönüllülük çalışmalarının sonucunda oluşan çıktılar ise ekipte yer alan kişileri motive edecektir. Somut çıktıların oluşturulması gerekmektedir.

STK’yı ayakta tutan ve bilgilerini kısır döngüden çıkartan en önemli faktör eğitimdir. Her oluşumun kendi içinde eğitim dinamiğini oluşturması gerekmektedir. Ekip, grup çalışması, sosyal sorumluluk, gönüllülük, planlama, proje yönetimi ve temel bilgi gerektiren konularda sürekli eğitime tabi tutulmalıdır. Bu eğitimler belirli periyotlarla yapılmalı, insanları sıkmaması gerekir.

Ekip olmanın en kritik noktası ekipteki her bir bireyin kendini o oluşuma ait hissetmesidir. Aidiyet duygusu en güçlü bağlardan biridir ve insanların kendi kendilerini motive etmelerini sağlar. Birlikte planlanan çalışmalar, alınan kararlar, giyilen benzer t-shirtler vs.  ekiptekilerin aidiyet duygularını arttıracak çalışmalardır.

Grubun amaçları ile gönüllülerden beklentiler açık olarak belirtilmelidir. Ekipte herkes görevinin ne olduğunu net bir şekilde bilmeli ve görevini gerçekleştirdiğinde neye ulaşacağını bilmelidir. En geniş çerçevenin ekip tarafından görülmesi sağlanmalıdır. Herkes işleyen bir çarkın dişlileri ise bu çarkın dönmesi sonucu oluşturulacak ürünü görmeleri sağlanmalıdır.

Gönüllüler, gönüllü olarak çalışabilirler o organizasyonda, fakat bu durum onlara ‘gönüllerince’ çalışma özgürlüğünü vermez. Özverili ve disiplinli bir çalışma gerektirir. Tabi çalışma sırasında eğlenmeyi ihmal etmemelidirler.

STK’ların iletişim kaynakları sürekli açık olmalıdır. Sürekli e-mail, facebook grup vs. ortamlarla gönüllüler beslenmeli ve çalışma dinamikleri canlı tutulmalıdır.

Ekip çalışmasının olduğu yerde denge çok önemlidir. Ekipteki kişiler ve onların üstlenecekleri sorumluluklar dengeli olmalıdır. Dengeli görev dağılımı olmayan yapılarda sorunlar oluşur ve hedefe ulaşmada sıkıntılar yaşanır.

Ekipte yer alan kişilerin kendilerine ve birbirlerine sormaları gereken en önemli soru “ Neden gönüllüsün, en önemlisi neden hala gönüllüsün?”dur.

STK’ların en önemli özelliği elinde var olan temellerin üzerine istediklerini inşa edebilecek olmalarıdır. Yani konu bir şekilde hayal gücüne ve hayalin önündeki engelleri görmeye parmak basıyor. Ekiptekilerin özgürce hayal kurmaları ve hayallerini gerçeğe dönüştürmeleri konusunda çalışmalar önem kazanıyor.

Fahrettin daha birçok noktaya parmak basmıştı yazısında. Bense en önemlilerini kısaca açıklamaya çalıştım. Aktardığı bilgiler ve beni motive eden konuşmasından dolayı kendisine teşekkür ederim.

Bir blog yazımın daha sonuna geldim. Artık kendimi ait hissettiğim ve zamanımın çoğunu vakfedebileceğim, çalıştığım kadar büyüyebilecek, çalıştığımız zaman yaygınlaşacak bir oluşum var,  aktiF-İz Gençlik Topluluğu  var. Bu topluluğun en güzel meyvelerinden biri olan Sen Gelecekteki Bensin Projesi var.

Durmak yok, birlikte yürüyeceğiz, iz bırakacağız…


Not:  aktiF-İz Gençlik Topluluğu’nun toplantıları düzenli olarak yapılmaktadır.
Toplantı Yeri: Metalurji Mühendisleri Odası (Meşrutiyet Cad. Hatay Sok. No: 10/9 Kızılay-Ankara)
Toplantı Tarihi ve Saati: Her cumartesi saat: 14:00
Eğer gönüllüyseniz ve aktiF olarak çalışmak, düşüncelerinizi hayata geçirmek istiyorsanız, toplantılarımıza davetlisiniz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder