üdopara

1 Haziran 2012 Cuma

ÜTopik "DEĞİŞİM"






 (.......................... ile Facebook'da gerçekleştirdiğim sohbetten alıntı...)



................. 30 Ekim, 10:41 
Belki de duyup inanmadığımız o yalanlara kanmalıydık. Şimdi inanmadığım her şey için kendimi suçluyorum.

‘Bana biraz yalan söyle bu gece,ihtiyacım var… ’Böyle yalvarıyordu şarkıda.Ben hiç böyle yalvarmadım. Ben hiç böyle samimi olamadım. Yalnızca gerçeği istedim. Canımı yakan gerçeği.

Şimdi inanmadığım her şey için kendimi suçluyorum.Belki de inanmadığımız o yalanlara
kanmalıydık.

Masallar yalan değildi. Sihirbazlar yalan değildi. Kahramanlar yalan değildi. Zorro yalan değildi. Şirinler yalan değildi. Gargamel yalan değildi.

Yer çekimi kanunu yalandı. Oksijen yalandı. Fotosentez yalandı. Elektronlar yalandı.Ama ben gittim onlara inandım.

Politika bir uzlaşım aracıydı, buna inandım.Böyle inandım. Şimdi inanmadığım her şey için kendimi suçluyorum. Politika bir çatışmaydı. Kavgaydı. Mücadeleydi. Nasıl inanamadım…

Dün Cumhuriyet’in 87.yılıydı.Kemal Atatürk’ün sözlerinden biri çıktı karşıma: "Bütün ümidim gençliktedir."

Çok utandım.

Ben nelere kandım böyle ve ben neler inanmadım?Şimdilerde hiç olmadığım kadar şüphe doluyum.Beynim bir bulut gibi. …Ve o filmde söylenildiği gibi
‘Tıpkı yağmurla akıp giden gözyaşları gibi…’ hüzünlerim… Hiçbiri görünmüyor. Kimsenin görmesine izin vermiyorum. Dokunulamayan ve akıp giden hüzünlerime de sahip çıkamıyorum artık. Her şeyi silip atıyorum. Gördüğüm rüyaları kimseye anlatamıyorum. Ter kan içinde uyanıyorum ve uyanıp uyanmadığımdan emin olamıyorum.

Son bir haftadır hiç kahkaha atmadım.

Durup dinlenmeden her şeyden şüpheleniyorum.Her şeyi eleştiriyorum.Ruhum acıyor.
Annemin ameliyattan çıkmasını beklerken kapı açıldı ve bir başkası çıktı ameliyathaneden.Benim yaşlarımda bir erkek. Bütün yakınları başına üşüştü. Çok az bir aralık kaldı insan bedenlerinden. İşte o aralıktan göz göze geldik..Simsiyahtı gözleri.Canı yanıyordu. O an donakaldım. Onlar çekip gittikten çok sonra bile o gözler bana bakıyor gibiydi. Yorgundum. Ağlayamadım.

Bir yandan şunu fark ediyorum. Gerçekten de öldürmeyen her şey güçlendiriyor. Bana neler oluyor tam olarak bilemesem de alışkın olmadığım bir başkalık içindeyim.

Sanki yeni bir cephe açtım. Bütün masallarımı,bütün dilekleri geri istiyorum. Ama bu cephede öfke ve hınç da var. Gardım düşerse miğferimi sen al olur mu? 

Ümit Yardım 30 Ekim, 12:17 
Tabiki de olur...

Evet değişimi hissedebiliyorum ve bana zamanın değiştirdiği diğer şeyleri hatırlattı. Çocukken idealistlikle hiçbir alakamız yoktu, çok mutluyduk. Büyürken yetinmemeye başladık ve mutlu dünyamız dağılmaya başladı. Sonra insanların mutluluk için mücadele etmesi gerektiği gerçeği (?)ni benimsedik. Oysaki çocukluğumuzda yoktu öyle mücadeleler. Tek mücadele yakalamaca oynarken birine dokunmak, onu yakalamak ya da saklanbaçta ebeden önce ebenin yerine dokunmak içindi. Neyse mücadele gerekiyorsa mücadele ederiz dedik. Mücadele için okumak gerekiyordu. Ve işte bu okuma aşaması aslında bambaşka bir pencere açtı hayatımıza. Başkalarının düşüncelerini benimsemeye, anlamaya ve çözmeye çalıştık. Onların mutluluklarını kıskandık ya da yaşadık, onlarla üzüldük ve halimize şükrettik. Derken bu kitabı yazanların amaçlarını düşündük. Sonra amaç nedir bunu öğrendik sonrada bir amacımızın olması gerektiğine kendimizi inandırdık. İlginç...

Bu aşamalar hep bizi mutlu olduğumuz kısımdan uzaklaştırdı. Bunun adına gerçeklik dediler, bunu benimseyenlere de realist. Çok saçma. Neye göre gerçekti bu. Eğer ben bu kombinasyonda bir verinin gidiş yolunu değiştirseydim eğer sonuçlar hep farklı yere giderdi. Olasılık konusunu bilen hayatın aslında tekdüze yaşanamayacağını da bilirdi. Tek sorun hangi aracının yönünü ve boyutunu ne kadar ve nasıl değiştirmemiz gerektiği...

İşte masallar da olma olasılığı olup, şirinlere inanmayan çocukların onları ormanda görememesi gibi göremediğimiz GERÇEKlerin satır aralarında kayboluyor. Ama sen inan onlara, o zaman gerçekten sen olursun. Ve bırak beynin bulutlansın sen de onların üzerine bir dünya kur, orada yaşa bir müddet, dağılıp gidince yere in orada da bir dünya kur, aynen orada da devam.

Sendeki bu değişim bana göre beklenen bir değişim. Önceki konuşmalarımızda da sana böyle bir değişimin içinde olacağını önemli olan çizgini iyi belirlemen gerektiğini söylemiştim. Artık sen değişim sürecinde verileri değerlendirebilecek, görecek ve anlayacaksın. Okumaya devam et, daha fazla karışsın duyguların, bazen kendini ara içinde, bulamayana, kendini kaybedene kadar ara, sonra nasıl olsa bulacaksın kendini, ama düşmeye kalkma, ki düşersen ben yanında olacağım ama yine de sen düşme, o şekilde de yanındayım nasıl olsa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder