üdopara

20 Temmuz 2012 Cuma

ÜTopik " TATİLLER"




Tatillerim ve seyahatlerim hep kendime yolculuk niteliğinde olmuştur. Birinde yanında kendi düşüncelerinden başka bir şey olmadan, sana tahsis edilmiş koltuğa hapsolmuşumdur. Diğerinde ise eşlik edecek insan bulamamışımdır. Tatillerimde ablamdan başka birisi tarafından tercih edilmiyorum yani :) (Bundan şikayetçi olduğum anlamına gelmesin. Çoğu durumda bundan memnunumdur.)



Bu yalnızlığımda ise başlarım düşünmeye... Kendi düşüncelerime karşı çıkacak kimse de yoktur. Ona düşüncelerimi tam olarak aktardım-aktaramadım telaşı da... Yanlış anlaşılma da... Kendim konuşur, kendim dinler, kendime sonuna kadar hak veririm. Çok mantıklı konuşurum çünkü kendime konuşurken. Hem öyle beylik laflar etmeme de gerek yoktur.  Konuşmaya başladığımda beni anlayan bir ben daha vardır. Bu böyle devam eder. Çıkarımlar yapar, notlar alırım...



Bu tatilde yalnızlığımı sevmedim.



Kendimle tatil yapmayı sevmedim. Eğlendiremedim kendi kendimi... Sürekli bir kızgınlık hakimdi. Önce fiyatı normalin üstünde veren ve beni kandıran Mikatur'a sinirlendim. Aradım. Döneceklerini söylediler. Dönmemelerine sinirlendim. Sonra Emre Beach Otel'e o kadar para verdikten sonra animatörlerin güzel bir kadın olmadığımdan ve aile ile gelmediğimden dolayı beni yok saymasına sinirlendim. Çiçeksepeti.com'a verdiğim siparişin 7 gün olmasına rağmen hala bana ulaşmamasına sinirlendim. Aradığımda ürettikleri bahanenin tamamen yalan olduğunu bilmeme rağmen elimden bir şey gelmemesine sinirlendim. Yat Turuna çıkmaya karar verdim. Düşük ücretle gidip madara olacağıma biraz daha fazla para verip kaliteli yatı tercih ettim, o da nesi, adamlar tamamen Rusça konuşuyor. Türk zaten yok denilecek kadar az. Onlara da açıklama yapma gereksinimi duymuyor. Kendimi, ülkemde yabancı gibi hissetmeme sinirlendim. Buna neden olanlara sinirlendim. Bu kadar güzel bir manzarası olan mekana bu kadar amatörce organizasyon yapan kişilerin hakim olmasına sinirlendim ( adamlar o kayalıklardan atlarken ölecekler bir gün, eminim... :)). aktiF-İz G.T.'deki arkadaşlarımın ilgisizliğine kızdım. Kendilerini zorla tutuyor olma hissine sinirlendim.

Her şeyden öte, bunları tartışacak, gördüğüm manzarayı anlatacak, birlikte içecek, dünyayı kurtaracak (ve ...) birisinin olmamasına sinirlendim. Kendimi yine eksik hissettim. Tanımlanamayacak bir boşluk...


Empati yeteneğim (her ne kadar Mansız empati yeteneğimin olmadığını düşünse de :)) ön plana çıkmaya başlamıştı. Tatilde yanımda kimse olmadığı için gün içinde kullandığım kelimelerin sayısı 100'ü geçmemiştir. -Merhaba, - İki kola lütfen, -Pardon burası boş mu?, -Evet bu otelde kalıyorum ama o aptal bilekliği takmadım, odada... Bu kadar... Sonra olayı tatil boyutundan çıkartıp gerçek (!) hayata getirdim. Benzer koşullara sahip kişiler (çekingen, etrafında bir şeyler paylaşacak arkadaşı olmayanlar, çevresi yeterince geniş olmayıp asosyalliğe kayanlar) belirli bir süre sonra mücadele etmeyi bırakıp kendilerini kabul etmeye başlayacaktır. Dolayısıyla daha fazla asosyal olacak, görünmez olacaktır. Ya da kabul etmeyip kendini, bunun sorumlusu olan kişilere, insanlara karşı tavrını değiştirecektir. Depresif tavırların baş göstermesi ve her şeye sinirlenmesi de cabası. 


Sonra sustum, içimdeki sese dedim ki bu hep senin suçun. Sen olduğun için bunlar başına geliyor. Genele yaymayı bırak ve insanları düşüncelerinin figüranları olarak yorma.



Yoruldum. Sanırım yaşlanıyorum. 



Marmaris'ten kendime sevgiler :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder