üdopara

2 Aralık 2014 Salı

Sosyal Sorumluluk"GENÇLİK ÇALIŞMALARI VE GENÇLİK ÇALIŞMALARINDA ETİK"



Gençlik çalışmaları 1960'lı yıllarda 'dışlanan' kesimlerin haklarını aramak için ortaya çıkıyor. Uzun uzun anlatmaktansa sizler gelişim sürecini buradan görebilirsiniz.

Özetle;

Peter Lauritzen gençlik çalışmasını "Okul dışında, formel olmayan (yaygın eğitim) yöntemlerle, gençler için ve gençlerle beraber hayata geçirilen sosyal, kültürel, eğitsel ve politik çalışmaların tümü" olarak özetlemektedir

Şebeke tarafından " Gençler, alt kültürleri, alışkanlıkları, ihtiyaçları ve talepleri ile çoğu zaman, normun (norm olarak kabul edilenin) dışında kalmakta ya da norm olarak çizilen alanın yanı başında dolanmaktadırlar. Bu yüzden topluma katılımlarının önünde hem hukuki, hem yapısal, hem de kültürel engellerle karşılaşmaktadırlar. Bu bağlamda gençlik çalışması farklı dönemlerde, gençlerin toplumsal katılımı için önemli bir araç olarak tanımlanmıştır" paragrafına yer verilmiştir. Bu gençlik çalışmalarının neden ihtiyaç olduğunu gösterir.

Ayrıca "Gerek gençlerin topluma “uyumsuzluğu”, gerek genç olmalarından kaynaklanan dezavantajları yüzünden siyasi ya da toplumsal katılımlarının önündeki engeller, gerekse aktif yurttaşlar olarak karar verme ya da politika yapma mekanizmalarında özne olarak eksiklikleri, gençlik çalışmasına ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur" paragrafı ile gençlik çalışmalarının neden ihtiyaç olduğu açıklanır.

Gençlik çalışmaları Sosyal Mühendislik mi? Bunun üzerine düşünün derim.



2000'li yılların başlarında Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi birleşmesi nedeniyle uygulanan projeler gençlik çalışmasının zeminini oluşturmaktadır.

2011 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulmuştur. Gençlik politikasının olmaması nedeniyle ihtiyaç görüldü.

Çok fazla alıntı yapmadan gençlik çalışmaları ile ilgili buradan da bilgi alabilirsiniz.

Buradan sonrasında kişisel yorumlarıma yer vereceğim.

Gençlik çalışmaları ile 2008 yılında tanıştım. Daha ilk toplantıda kendimi ifade edebilecek bir ortam bulduğumu fark ettim. Düşüncelerin ortaya atıldığı, ön yargıların veya psikolojik baskıların az ve bir şeyler üretme güdüsünün olduğu bu ortam beni etkiledi.

İşte gençlik çalışmaları serüvenim böyle başladı. Derinlere gittikçe keşfin damağımda bıraktığı tat da tarifi mümkün olmayan bir hal aldı. Hani bir karınca yuvasına yukarıdan baktığında sadece küçücük bir delik görürsün de aslında içinde bir örgüsel bağlantılar zinciri yatar (bkz: karınca yuvası), gençlik çalışmasının network'ü de bu şekilde tanımlanabilir. İşin içinde bir kaç yıl görev aldığınızda artık belirli kişilerin bu konuya nasıl gönül verdiğini ve diğer bir çok gönüllünün bu insanları takip ettiğini fark edersiniz.


Peki gençlik çalışması nedir? 


Hangimize ilk okulda sorsalar; ya astronot, ya uzay mühendisi ya da adını bilmediğimiz bir çok kahramanlar olacağımızı söylerdik. Zamanla düşüncelerimizi 'kör bir terzinin makasıyla' şekillendirdik ve içine renk katsın diye 'gerçeklik' ekledik. Hayal etmeyi bıraktığımızda dünyamız da değişmeyi bıraktı. Aynı yüzlere bakıp aynı düşüncelere gebe beyinleri ziyaret ettik. Bazılarımız bundan mutluluk duydu, bazılarımız ise... Neyse onlara sonra geleceğim.

Gençlik çalışmasını tanımlamaya cesaret edersem eğer sanırım şu cümleleri sarf ederdim: Özellikle gençler başta olmak üzere hayal gücünü korumuş insanların düşüncelerini hayata indirgermesi diyebiliriz. İki önemli faktör var: Hayal etmek ve uygulamak... Hangi açıdan bakarsanız bakın gençlik çalışmaları yapanların %52,5'i (neden bu rakamı verdiğimi açıklayacağım) hayalperest ve gerçekçidir. %47,5'si ise sadece gerçekçi. gerçekçidir. 

Gençlik çalışmaları yapanların bir çoğunun kafasında sadece bir düşünce vardır:  Dünyayı gençler için 'de' yaşanabilir hale getirebilme çalışmasıdır. Ne demek 'gençler için de'... Yaşadığımız dünyanın bir çok farklı inanca göre bir çok oluşum ve evrimleşme hikayesi vardır. Dünyanın evrimleşme sürecinde en büyük rolü 40 ve üstü yaşa sahip 'ata'larımız üstlenmiştir. Onlar strateji geliştirmiş, onlar savaşmış, onlar yasaklamış, onlar yasaklamış, onlar yasaklamış... Gençler bu çerçevenin en merkezinde yer alıyor. Fakat ünlü bir eserin arkasındaki ayrıntıları es geçip genel hatlara yoğunlaşan insanlara olduğu gibi gençler bu çerçevede asla görünmez. Ta ki dikkatli bakana veya birilerinin bunu hatırlatmasına kadar (bkz: Atatürk vb.). Şimdi bu resme biraz yakınlaşırsak gençlerin; üniversitelerde araştırma görevlisi olup 'bütün tezi hazırlayıp' bu tezin altında profesörlerin de imzasına yer verdiğini, bankalarda 18 saate varan çalışma hayatını cesurca ama yıpranma pahasına göze aldığını, staj ayağına bir çok ayak işine katlanıp hiç para almadığını, inşaatta en ağır parçaları en tepeye çıkardığını, deli gibi para dönen futbol sektöründe en az parayla en çok işi yapanları, anne-babasından daha fazla çalışıp eve destek olanları... Kısacası gençleri en olmadık yerlerde görürüz. Yaptıkları her işte bir kaymak vardır ve onlar kaymağı mayalayan bakterilerdir. Kaymak ise işi en az yapan ama o konuda 'tecrübeli' olan kişiler tarafından yenilmektedir. İşte bu noktada gençlik çalışmaları ile gençler dünyayı kendi yaşam alanlarını yaratacakları şekle dönüştürmeye çalışacaktır. Düşüncelerinin daha az törpülendiği, hayal kurmanın yasal olduğu, enerjilerini üretmeye kullanacakları bir dünya... Ütopik gelebilir ama unutmayın 'şu an yaşadığımız dünya, birilerinin ÜTopYa'sıdır.' 

Gençlik çalışmalarının içeriği zengindir: yenilik, ekip çalışması, planlama, girişimcilik, öğrenme, öğrenmeyi öğrenme, üretim, sürdürülebilirlik, yenilenebilirlik,  empati, heyecan, coşku, güven, paylaşma... Bu çalışmalarda yer aldığınızda yakalayacağınız daha onlarca terim sayılabilir. Bu zengin içerik gençlerin hayal gücüne göre, çalışma sistemine göre değişik zamanlarda değişik stratejilerle önümüze serilir. Bazen sadece bir 'an'ı yakalamak için dahi bu çalışmaların içinde yer alınır. Şimdilik sunduğu meyveler zengindir.

Benim bakış açıma göre gençlik çalışmaları 'proje' demektir. Proje ise hayal edilen öngörünün ayrıntılı planlanarak hayata geçirilmesi, sonuçların alınıp değerlendirilmesi ile sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Teorikte söylenildiği kadar pratikte kolay olmadığını biliyorum. Bu bana engel değil, hala deli gibi proje hayal ediyorum.

ETİK

Buraya kadar gençlik çalışmalarının genel çerçevesine değindim. Şimdi ise daha önce çok fazla konuşulduğuna şahit olmadığım, çok yetkin olmasam da konuşulması için ortam hazırlamayı istediğim bir konuyu blog'uma taşıyorum: Gençlik Çalışmaları Etiği

Merak edenler için etik'in tanımı burada mevcuttur.  Ben yine küçük alıntılarla devam edeceğim.

Diyor ki: 

Etik konusu ilk olarak Sokrates tarafından dile getirilmiştir. Sonrasında bir çok oluşum bu etik kuramı üzerinde durmuş, uygulamış ve yaşatmıştır. Günümüzde sadece sosyal bilimler anlamında değil bir çok farklı alanda etik olgusu dile getirilmiştir. 

"Doğru davranışı, yanlış davranıştan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır." Yani 'ahlak felsefesi'dir. Ayrıca "Etik ile ahlak arasındaki en temel fark, ahlakın toplumsal değerlere dayanırken etiğin evrensel insani değerlere dayanmasıdır.". Etik ile ilgili 'hiçbir yazılı metne dayanmamaktadır'. 

Bu noktada çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgilerden ziyade kendi düşüncelerimi ve yorumlarımı aktaracağım. 

Etik kavramının hiçbir yazılı metne dayanmadığını ve ahlaki değerler çerçevesinde evrensel insan haklarını savunduğunu söyleyebilirim. 'İnsan hakları'... Yazımın başında gençlik çalışmalarının dışlanan kesimlerin yani 'gençlerin' haklarını aramak için ortaya çıktığını söylemiştim. Hala dezavantajlı olduğuna inandığım gençler için gençler tarafından veya gençlere yapılan çalışmalarda ahlaksal temelin ne düzeyde olduğunu, bu düzeyin evrensel olup olmadığını dile getirmek gerekiyor. 

Bir çok gençlik çalışmalarında yer aldım. Her çalışma benim için kurgulanmış bir deney düzeneğiydi. Çeşitli değişkenlerle çeşitli sonuçlara ulaşmak adına yola çıkılıyordu ve ben elimde kalem ayrıntıları yakalamaya çalışıyordum ( Gençlerin Bakışıyla Yönetim Modeli Projesi, Ulusal Bilişim Zirvesi 2013 SITOS ProjesiGOOD LUCKSEN GELECEKTEKİ BENSİN ( SGB) PROJESİaktiF-İz GENÇLİK TOPLULUĞU VE STK YÖNETİMİKUKLaNLAT PROJESİ, YOUTHPASS EĞİTİMİYGA 2010 LİDERLİK KONFERANSI, GET IN NET PROJESİ) Bunlar sadece blog'umda yer verdiğim eğitimler. Daha onlarca etkinlik, proje, seminer ve toplantı kafamın içinde dönüp duruyor. Eğer gençlik çalışmaları hakkında bilgim olduğuna ve eleştirel bakabileceğime ikna olduysanız gençlik çalışmaları ve etiği konusuna girmek istiyorum. 

Etik kavramı insanları öncelik kabul eden bir yapıdır. Bir yere yazmanıza gerek yok, muhakeme gücünüzle siz de etik değerleri kavrayabilir, etik değer oluşturabilir veya ortam hazırlayabilirsiniz.
Gençlik çalışmalarının da bir etiği var aslında, sadece dillendirilmemiştir. Ben onu yapıyorum ve dillendiriyorum. 

Şu an gençlik çalışmalarını Türkiye'de kimler yürütüyor bu konuda çalışma yapan bir çok kişi biliyordur. Bu kişilerin iyi ya da kötü şekilde bilinmesi güzel bir şeydir. Çünkü onlar bu çalışmaları yaygınlaştırmak için emek ve zaman harcıyorlar. ( Hepinize selam olsun). Peki 'iyi ya da kötü' olarak bildiğimiz kişiler bu işi ne kadar 'hakkını vererek' yapıyor? Hadi bunun üzerinde biraz konuşalım. 

Gençlik çalışmaları deyince benim aklıma proje ve etkinlikler geliyor. Bu çalışmaları yapmak için insan gücü (biz bunlara gönüllüler diyoruz) ve maddi destek (genellikle hibe veren kurumlardan ve sponsorlardan alınan maddi kaynak olarak niteliyoruz) gerekiyor. Sonrasında proje döngüsüne göre ve mantıksal çerçeveye göre proje hayata geçiriliyor, sonra değerlendirilip tekrar proje 'kovalanıyor'. Bu döngü sayesinde bir çok insan uzmanlaşıyor. Kendine rol biçiyor (eğitmen, kolaylaştırıcı, gönüllü, 'abi beni de yurt dışına götürsenenize'ci vb.) ve bu rol çerçevesinde aldığı sorumluluğu yerine getiriyor ya da getirmiyor

İnsan ile paranın kesişiminde ister istemez ahlak kuralları devreye giriyor. Bir  hibe veren kurum tarafından, proje desteği alan kurumdan beklenilenler şu şekildedir: parayı alması, başvuru formunda belirtilen faaliyetleri belirtilen mantıksal çerçevede gerçekleştirmesi (yani hedef kitlede öngördüğü değişimi yaratması), yaptıkları çalışmaları değerlendirmesidir. Çok zor değil, değil mi? Zor... Hem de çok zor, çünkü para var işin içinde, bir de insanların egosu... 

Geçenlerde twitter hesabımda şunu yazmıştım: " Sistemler kendilerini yok etmeye mecburdur. Çünkü bir cümle bile dört insan ötesine aynen aktarılmaz ve dönüştürülür.". Aslında gençlik çalışmalarının ilk ve saf hali harikadır. Dünyayı değiştirebilecek güçtedir. İnsanlar devreye girene kadar yani hayalperestlikten çıkıp 'gerçekten' insanlara sorumluluk verdiğinde ve onları kendi haline bıraktığında bu sistemin çöküşünü gözlemleyebilirsin. Platon'un Devlet kitabında ayrıntılı olarak belirttiği devlet sistemlerinin kendilerini yok etmeleri gibidir. Basit mantıkla gençlerin aktif sorumluluk alacakları, düşüncelerin paradan daha değerli olduğu bir sistemde 'etik açıdan' yanlışlıklar vardır kanımca. 

Hadi olayı biraz daha somutlaştıralım. Katıldığım projelerde genellikle hep şunu bekledim: benim görevim ne, neden buradayım? Yaygınlaştırma yapmak mı yoksa değiştirilmesi gereken yönü olan dezavantajlı bir grupta mıyım? İlk olarak bunun açıklamasının yapılmasını bekledim. Sonrasında ise faaliyetlerin içinin doldurulup organizasyonu yapan kişilerin planladıkları faaliyetleri layıkıyla yerine getirmeleri için bir çaba görmek istedim. En sonunda ise değerlendirme ve geliştirme. Katıldığım projelerin, eğitimlerin ve seminerlerin en azından %68'inde hayal krıklığına uğradım. Yüksek bir rakam biliyorum. Konu hakkında tecrübesizliği ya da yetersizliği dahil etmiyorum. Bizler hata yaparak öğrenen canlılarız. Benim hayal kırıklığım bütçe ve insan kalitesi konusunda yeterli olmasına rağmen 'çabalamayan', 'bitse de gitsek' mantığını güden, 'proje yazmanın başarı olduğunu düşünen' STÖ'lerden kaynaklıdır. Alınan hibe miktarı ne kadar artarsa, benim hayal kırıklığım da o kadar artıyor. Sizce de bu durumda bir çelişki yok mudur? Yani daha fazla para ile daha kaliteli, daha efektif ve daha çarpan etki yaratan (ki görsel ve işitsel basın vasıtasıyla yaygınlaştırmaktan bahsetmiyorum. Bahsettiğim hedef kitlede kökten değişim sağlamak, fırsat eşitliği yaratmak ve etkinin etkileyeceği ortama ortam hazırlamaktır.) çalışmalar ortaya koymak gerekmez mi? Hibe alan kurum aldığı paranın ne kadarını projeye kullanıyor. Ne kadarını çalışmaların sürdürülebilirliğine harcıyor. Projenin başlangıç ve bitiş zamanları vardır ama proje bitiş tarihinden sonra neler yapılıyor, yapılması gerekir mi? 

Gençlik çalışmalarında temel mantık değişim yaratmak ve bu değişimi sürekli kılmaktır. Bunun için alınan hibenin belirtilen faaliyetlerde kullanılması gerekir. Bu faaliyetler için herkes başvuru formu doldurur ve genel çerçeveyi çizer. Kabaca şu faaliyet için aşağı yukarı şu kadar harcayacağım der. Katılımcıların konaklaması için şu kadar, yemek için şu kadar, güvenliği için şu kadar, seyahat için şu kadar, projede çalışanlar için şu kadar, eğitmen için şu kadar vs. vs. Eğer hibe veren kuruma yazılan değerler tutarlıysa ve uzmanlar bu paranın harcanmasında sorun olmayacağını öngörüyorsa o hibeyi verir. Yapılması gereken tek şey bu paraların 'adam akıllı' harcanmasıdır. Çok zor değil, değil mi?  Çok kolay olmasına rağmen ne zaman hibenin kullanım şeklinde 'özgün yaratıcılıklar' kullanılmaya başlansa, bu işlemler gittikçe zorlaşmaya başlar. İşler zorlaştıkça projenin kalitesi düşer. Hedef kitle mağdur olur, çünkü onlar için daha az kalitede bir ortam hazırlanır. Gönüllüler gönüllülüklerini kaybeder ve gençlerin dünyayı değiştirmeye inancı azalır. Bu nokta önemli; eğer gençler dünyayı değiştiremeyecekse ve 'dışlanmışlık' dezavantajından kurtulamayacaksa gençlik çalışmalarının yapılmasının ne anlamı vardır ki... 

En temel haliyle, gençlik çalışmalarının etiği proje döngüsüne sağdık kalmakta yatar. 

Projelere ortak olurken veya devlete vergi vermeniz istendiğinde 'kar amacı gütmeyen sivil toplum örgütü' olduğunuzu vurguluyorsunuz ya, hibe aldığınızda da 'kar amacı gütmeyen bir STÖ' olduğunu hatırlayınız.

Son sözü Sokrates'e bırakıyorum: "Bir şeyler değiştirmek isteyen insan önce kendinden başlamalıdır." 

Saygılarımla,

ÜTopYa
301756 C KAS 14

                                                                                                                                                                                                


Not: Etik konusu evrensel bir konudur. Bu konuda görüşünü merak ettiğim bir kaç değerli insandan yazı istedim. Gelen yazıları, üzerinde herhangi bir oynama olmadan yayımlayacağım.

Gençlik Çalışmalarında Etik Hakkında Görüşler: 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder