üdopara

2 Ocak 2015 Cuma

ÜTopik "GEÇİŞ DÖNEMİ"

Değişen bir dünyada yaşıyoruz. Saniyeler öncesinde yaşanan durumlarda görünen değişiklikte, saatler öncesinde kafanızdan geçenlerde, günler öncesinde yapmayı planladığınız ile şu an yaptığınızda, yıllar öncesinde hayalini kurduğunuz hayat ile şu an yaşadığınız hayatta, asırlar önce insanların yaşam tarzları ile şu an insanların yaşadığı hayat arasındaki farklar da bunları görmek mümkündür.

İnsan değişen dünyaya ayak uydurmak için değişen bir canlıdır. Çağın gerekliliklerini yerine getirir. Kendi rahat alanını oluşturur ve orada sonsuzluğu yakalamaya çalışır. Sonsuz olur. 

Önemli olan geçiş dönemleridir. Kendi 'rahat alanımızdan' adımımızı dışarıya attığımızda kendimizi bulduğumuz yerde yaşamaya mecbur kaldığımız dönemlerdir. 

Bu dönemler çocukluğumuzda o kadar önemli değildir. Çünkü nerede olursa olsun bulunduğumuz ortamı kendi mutluluk alanımıza rahatlıkla çevirebiliyorduk. Çünkü mutluluk kaynaklarımız komplike değildi. Basit ve ulaşılabilirdi. Mesela yeni arkadaşlarla lastik çevirme, saklambaç oynama, komşunun bahçesinden meyve çalmak gibi... 

Kendimizi tanıdığımızda(!), yani yaşsal olarak büyüdüğümüzde geçişler daha çok önem kazanmaya başladı. Çünkü gittiğimiz yere bedenlerimize ek olarak önceden sahip olduğumuz 'rahat alanı' oluşturan kavramları veya materyalleri de götürmeye çabalamaya başladık. Eskiden küçük bir kutuya sığan değişim materyallerimizi şimdilerde kamyonlara koysak sığdıramıyoruz. Bu durum ise geçiş dönemlerinin zorluğunu ortaya koyuyor. 

Durum böyle iken insanların karar verme mekanizmaları yavaşlıyor. Bazıları çocukluğunda aldığı kararlardan öteye geçemiyor. Bir yere kök salıyor ve ömrü boyunca çocukların cesaretine hayranlıkla bakıyor. 

Değişim 'rahat alanımızı' terk etmekle başlar. Rahat alanımızda şu an çalıştığımız iş, sahip olduğumuz ev, araba, aksesuar, etkileşim içinde bulunduğumuz iş yerindeki ve sosyal hayatımızdaki insanlar, size bağlı yaşayan insanlar, sevdiğimiz kadın, sürekli gittiğimiz kafe, rutine bindirdiğimiz alışkanlıklarımız... Rahat alanımızda şu an etrafımıza baktığımız şeyler var. Büyük bir keyifle hayatımıza eklediğimiz ama şu an onların farkında bile olmadığımız şeyler... Ne zaman bunları bir kenara bırakıp da değişen dünyada sizi heyecanlandıracak şeyler bulursak ve onlarla rutin hayatımızı değiştirmeye karar verirsek, kendimizi geçiş döneminde bulacağız. 

Geçiş dönemi 'devrim' gibidir. Yaşam alanından eski sistemi hatırlatacak etmenlerin çıkartılması ve yeni sistemde kararlılığı gerektirir. Rahat alan size huzur verdiği için ve içinde çok fazla bilinmezi barındırmadığı için size her zaman daha cazip görülecektir ama yeni bir sisteme geçme gerekliliğini de zaten bu sistemin size huzurdan başka bir şey vermemesi sağlamıştır. Dolayısıyla geçiş dönemi bir çok çatışmayı beraberinde getirir. Bir çok devrim gerçekleşmeden sönümlendiği için bir çok 'ulan her şeyi bırakıp başka bir şehre yerleşeceğim' sözü de söyleyenin dudakları arasından öteye gidememiştir. 

Eğer sokağın karşısında eski, yıkık dökük, bir çok yaşanmışlığı içinde barındıran o binanın yerine sıfırdan bir ev yapmak istiyorsan, önce o binayı yıkman gerekecek. 

Ve merak etme, mağarada yaşayarak hayat serüvenine başlayıp sosyal yapıya gelene kadar bir çok değişim sürecini atlatmış insan 'küçük' değişikliklere kolaylıkla ayak uydurabilir. Eğer gerçekten bir değişim istiyorsan, bilginden başka bir ağırlığı yanına almamalısın...

Değişim senin bir adım ötendedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder