üdopara

24 Şubat 2016 Çarşamba

ÜTopik: "YÜKSELİRKEN DÜŞÜŞ"




Yükselirken düşüyorum. 

Aynı anda, aynı mekanda...

Yokladığım derinliklerim boşluk... Bulamıyorum aradığımı, çok mu karıştırmışım, nedir?

Ne zaman çıksam kendi karşıma, tokat sallıyorum acımasızca ve ağzım burnum kan içinde, bakıyorum gözlerimin içine. 'Bunu hakettin' diyorum. 

Biliyorum ki aldığım her karar bir köşedir.

Düz gitsem düşüyorum, dönsem dönülmüyor. 

Ne sevgiden eminim bu gün ne de dünyadan. Gerçeklik piramidim sarsıntıda... Yıkılırsa şaşırmam.

Bir rüya yaşıyor olsaydım çoktan uyanmıştım korkudan! Bir hayat yaşıyor olsam tutardı umutlarım kollarımdan... Bir cehennem yaşıyor olsam, azadım yakın olurdu günahlarımdan... 

Ne yaşadığımı bilmiyorum!

En uzak yolculuklardan kendime, en farklılıktan bildiğim yüzlere, zamanla gölgeleri tamamlanan portreme dönüyorum.

Kazanıma kepçeyi daldırıyorum, hoşafın yoku gelsin diye. Bir kaç tıkırtı ses çıkartıyor, o kadar. Gelen yok

Akşamdan kalma olup, uyuya kaldığım yeri unutmuşum da gözlerimi bir trende açmış gibiyim. Başım ağrıyor, biraz da midem bulanıyor ama anı anlamlı kılacak bir şey yok.

Yükselirken düşüyorum boşluğuma ve uzaklaşıyorum yakınlaştığım her dakika insanlara...

Alldığım tatlar bırakmıyor damağımda izlerini...

Yeni hayatlara yolculuklar kesmiyor. 

Ekşiyor içtikçe hayat dedikleri nanenin tatlı hali...

Acaba, acemi bir ressamın kaleminden mi çıkıyor bu kadar insanlar (!) ve şekilleri son haline geldiğinde buruşturulup atılıyor ve tekrar mı başlanıyor karalamaya... 

Yoksa bu kadar insan, acemi bir ressamın en iyi resmi oluşturması için çiziktirdiği karalama sayfalarından mı ibaret?

Çöplükten oluşturulan bir dünya ve dünyasını şekillendirdiğini sanan eski, kullanılmış, üstü başı çizilmiş yaşamlar...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder