üdopara

10 Ekim 2016 Pazartesi

#YurtİntiharlarıSonBulsun - DESTEK!

Hayata tutunmak kolay bir uğraş değildir. Hele de hayata gözlerinizi 'yurtlarda' açtıysanız!

Yetiştirme Yurtları, ailesi ayrılmış olan veya aile fertlerinden birisini kaybetmiş olan bebeklerin0/çocukların/gençlerin devlet tarafından korunma altına alındığı yerdir. Temel ihtiyaçları karşılanır ve 18 yaşına kadar korunma ve bakım altında tutulurlar. 

Peki ya sonra? 

Arkadaşlarım, kardeşlerim ne düşünüyorlar bilmiyorum ama ben şuan ne hissettiklerimi anlatmak istiyorum. 

11 yaşında Yetiştirme Yurdu'na girdim. Yaklaşık 14 sene boyunca da çeşitli yurtlarda kaldım. Üniversiteyi bitirdim ve devlette işe başladım. Kaç ülke gezdiğimi, kaç sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdiğimi/katılım sağladığımı, kaç kitap/makale/e-makale okuduğumu hatırlamıyorum. Oradan baktığınızda her şey normal görünüyor değil mi?

Ama değil! Hiçbir yetiştirme yurdundan çıkmış kardeşim 'normal' hayat yaşamıyor, belki de yaşayamıyor.  

Büyük bir ailedir yetiştirme yurdunda kalan gençler. Eğitimcileriyle, 'anne' dedikleri hizmetli teyzeleriyle, müdür babalarıyla...  Sosyal yönünüzü ne kadar geliştirirseniz geliştirin, bir gözünüz sürekli yetiştirme yurtlarından çıkan haberlerde, oradan seslenen kardeşlerimizde, yardıma ihtiyacı olan kişilerde veya İNTİHAR EDEN parçalarımızda/kardeşlerimizde...

Geçenlerde yine sosyal medya aracılığıyla iki farklı ilde iki kardeşimizin intihar ettiğini öğrendim. Bir süre donup kaldım. Ekrana bakıyor fakat yazılanları görmüyordum. Ne mi düşünüyordum? 

Bir haftada  "intihar etsem ne olur" senaryolarını kaç kez kafamdan geçirdiğimi...! Kendimi kaç kez intihardan vazgeçirdiğimi...!

Bunu ilk kez dile getiriyorum. Artık gerekli çünkü! 

Dışarıdan bakıldığında yaşadığımız hayatın bir de travmatik penceresi var. Sonsuz yalnızlık ve doldurulamayan boşlukları. 

Kendimize kaçışlarımızda yüzleştiğimiz geçmişimiz.

Anlamsızlaşan hayat.

Tutunulamayan sevgiler, bağlar.

Ve yine yalnızlık. 

...

Hayat maddiyattan öde bir yer. Psikolojik travmaların yarattığı bu sarsıntılarda bir çok kardeşimiz kendini boşluğa bırakıyor. Yarın sıra kimde, bilmiyorum? 

Bunun için beraber #yurtintiharlarısonbulsun demeliyiz hep. 



Sisler de bu kampanyaya ses verin, en azından bunu yapın! Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği'nin başlattığı kampanya linkine buradan ulaşabilirsiniz.

İnanın bir intiharı nasıl önlersiniz, bilmiyorum. Ama şunu iyi biliyorum; 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın uyguladığı çocuk yetiştirme sistemi topluma bedenen yetişmiş fakat psikolojik olarak zayıf bireyler kazandırıyor. Fizik olarak güçlü, mücadeleci ama kırılgan bir duygusal yapısı olan bireyler! Bunun için ASPB'nın sistemini gözden geçirmesi gerekiyor. 

Yurt çocuklarına yönelik çalışma yapan Dernekler, sizler de en az onlar kadar sorumluluğunu hissetmelisiniz. Yaptığınız, yapacağınız faaliyetler fon bazlı olmamalı, sürdürülebilir ve sonuç odaklı olmalı. Eğer ki yurt çocukları/kardeşlerimiz aynı sıkıntılarla tekrar tekrar yüzleşiyorsa, yaptığınız faaliyetler bir işe yaramamış, sorunun kaynağını çözmeyip sadece gösteri yapmış olursunuz. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder