üdopara

7 Aralık 2016 Çarşamba

Bırakın Artık Ölmeyi!

21 Mart 2010 tarihli bir not, kısa bir yazı, derin bir sitem...

"Hiç ölürken çırpınan bir kuşu seyrettiniz mi?

 Şimdi düşünün ve gözünüzün önüne böylesine can çekişen bir kuşu getirin.

Ve daha yaklaşın.Biraz daha.... 

Duyuyor musunuz kalp atışlarını? 

Gereğinden fazla atıyor, son bir kaç saniyesini yaşamasına rağmen yinede "neden olmasın" düşüncesiyle çırpınıyor. 

Zayıf ve son çırpınışlar.


Peki ya hiç  insanı yaşarken öldüren anlarıdüşündünüz mü!

Evet, şimdi yokladığınız anılarınızdan size uygun bir tanesini bulun. Olaya daha yakından bakın. 

Neydi sizi öldüren? 

Peki sizi öldüren o 'şey'in aslında istese sizi ne kadar mutlu edebileceğini hiç düşündünüz mü? Şimdi yaşananları ya da yapılanları geri sarın. Miladınız olan ve köşelere saklanmış olsada her zaman kafanızda olan, ara ara farklı olaylar olup can bulan o olaya gelin. 

Neyin yanlış olduğunu düşünün (her zaman düşündüğünüz gibi değil)

Orada bir şey eksikti! Çünkü siz korkusuzca mücadele etmenize rağmen bu yenilginin olmaması gerekiyordu. Bütün kozlarınızı ortaya koymanıza rağmen bu yenilgi de nereden çıkmıştı?! 

Bir şeyler eksikti... ,



Eksik olan ise rakibin en derinden geçen düşünceleriydi. Aslında bu bir müsabaka olmamasına rağmen siz hala neden savaştığınızı anlamamıştınız. Kendinizce karşınızdakini ikna etmeye çalışıp, ona değişik bakış açılarını da göstermeye çalışmanıza rağmen, yok.. olacak gibi değil. Siz kafanızda geri dönüş planları yaparken, karşınızdaki acıtmadan ipinizi nasıl çekeceğini düşünmeye başlamıştı bile.

Nasıl olur da o ip acıtmaz ki... 

Acıttı da... 

Hayat boyu acı verecek olaylar bütününün bir parçasını 'o' koymuştu, artık çok geçti... 

Ama durun, hemen bitmemesi gerekiyor, değil mi?

Son bir çırpınış, son bir hayat öpücüğü beklediniz. 

Evet şimdi yaklaşın kalbinize. Ne kadar hızlı atıyordu değil mi? Son bir umut "neden olmasın"?!!

Şimdi bırakın; o günü düşünmeyi, kendinizi kandırmayı, kendinizde hata aramayı da... 

Ve nihayet bırakın yaşarken ölmeyi, öldürmeyi de bırakın!

Bırakın da ölmesin sevgiler, sevdalar, aşklar. Nedir bu kadar zor olan? nedir çok kolayı imkansızlaştıran? 

Neden Berlin'de duvarlar yıkılırken siz hayatınıza duvar örüyorsunuz? 

Neden oluruna bırakıp yaşayarak öğrenmiyorsunuz?

Şimdi kalkın ayağa, tuvalete gidin ve  akıp giden duygu pisliklerini seyredin. Sonra da ölüm uykusuna yatar gibi yatın yatağınıza ve çekin yorganı kefene bürünürcesine. 

Farzedin ki öldünüz. Ölüm temizledi ruhunuzu. 

Sonra belirli bir zamana ayarlanmış saatinizle değil de, kendinizle kalkın yeni doğan sabaha. Geçin aynanın karşısına, 

"merhaba" deyin kendinize... 

Merhaba deyin yenilenmiş kendinize ve bırakın artık ölmeyi..."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder